Dark Souls Neden Seviliyor?

Dark Souls Neden Seviliyor? Hepimiz oyunseverler olarak evlere kapandığımız bu dönemde, kendimizi oyunlara verdik, bitiremediğimiz oyunları bitirdik, başlamak istediklerimize başladık. Kimimiz kafam rahat olsun rahat rahat oynayayım derken, kimimiz de şöyle kendinii heyecanlandıran, hırslandıran, başka bir deyişle de “challenging” bir şey aradı. Ve bu “challenging” arayan arkadaşlarımızın oyun seçeneklerinden bir tanesi elbette “Dark Souls”dan geçmiştir.

İlk olarak biraz Dark Souls oyununun kısaca bir geçmişine bakalım. Dark Souls 2011’de From Software tarafından yapılmış olan bir Aksiyon/Rol-Yapma oyunu olmakla birlikte, aynı şirketin bir oyunu olan ve öncesinde çıkmış olan “Demon’s Souls” oyununun öğelerini içinde barındırmasıyla, “Spiritual Sequel”, yani bir önceki oyunun hikayesini veya oyun zincirini devam ettirmemesine rağmen, ondan direkt olarak ilham almış ya da ona direkt olarak benzeyen bir oyundur. Oynanış olarak birbirinin neredeyse aynısı olan bu oyunlar, hikaye olarak birbirlerinden çok daha farklı hikayelere sahipler. Bu yazıda oynanış mekaniklerine, oynanış tarzına ve neden bu kadar sevildiğine değineceğiz.

Save Mekaniği

Save-Mekaniği

Oyuna Northern Undead Asylum denilen mapte başlıyoruz. Kırık bir kılıçla önümüze çıkan iskeletleri kesiyor ve ilerliyoruz. Daha oyunun en başlarında, oyunun haritasındaki puzzle hissini hissediyoruz zaten. Kimse bize yol göstermeden düşe kalka gittiğimiz haritada ilk Bonfire‘ı bulup yakıyor ve bir güzel oturuyoruz. Peki bu bonfire’lar ne? Bonfire’lar bizim oyundaki save mekaniğimiz. Eğer bir bonfire’a oturursanız, öldüğünüzde aynı yerden tekrar başlarsınız. Ancak şöyle bir durum var ki, siz her bonfire’da oturduğunuzda canavarlar tekrar oldukları yerde canlanıyor, o yüzden geçtiğiniz o işkence gibi yollardan tekrar geçmek durumundasınız.

Soul (Para) Mekaniği

Ölmek demişken, oyunda birçok kez öleceksiniz -tabii speedrun yapan bir souls veteranı değilseniz- ve her öldüğünüzde üstünüzdeki ruhlar sıfırlanacak. Ruhların sıfırlanması ne demek diye sorarsanız da cevabımız şu şekilde olacaktır:

Ruhlar oyundaki karakterimizi strengthdexterityintelligencevigorendurancefaithluck vb. gibi vasıflarımızı geliştirmemize ve karakterimizi güçlendirmemize yarayan, tabiri caizse de para birimi. Öldüğünüz yerde üstünüzdeki ruhları bulup alabiliyorsunuz, ancak bazı istisnai durumlar dışında, ruhlarınızı alamadan ölürseniz, vay halinize.

Endurance -Yorulma- Mekaniği (Stamina)

İlk save’imizi aldıktan sonra ilk Boss olan Asylum Demon Boss ile karşılaşıyoruz. Boss’a gelene kadar ve Boss dövüşünde fark ettiğimiz üzere, bizim bir savaşma sınırımızın olduğunu öğreniyoruz. Bu savaşma sınırımızı belirleyen vasıf ise Endurance. Bu vasıf, biz her sıçradığımızda, koştuğumuzda, atak yaptığımızda ve kalkanımızla atakları savuşturduğumuzda belli bir miktar azalıyor. Bunu ruhlarımızla tabii ki arttırabiliyoruz ama tabii ki de diğer vasıflara ve yaptığımız buildlere göre optimal seviyeyi yakalamak zorundayız. Bu vasıfın oyuna kattığı mekanik ise size yaptığınız hareketleri, kaç tane atak yapıp ardından gelen atağı savuşturmanızı hesaplamaya itiyor. Yani anlayacağınız gibi öyle bam güm girişemiyorsunuz hiçbir yaratığa. Bu yüzden bizim size vereceğimiz en büyük öneri, savaşmadan önce 2 değil bi’ 15-20 kere düşünmeniz olacaktır. E tabii diğer vasıflar da önemli ancak endurance bize diğer oyunlardan farklı olarak bir sınır koyup bu sınıra göre oynamamızı zorunlu kıldığı için, bahsetmeden geçemezdim.

Dark Souls oyununda bahsetmemiz gereken daha birçok mekanik var elbette. Ancak oyuna yeni başlayan ve yeni yeni tanımaya çalışan oyuncular için bahsedilmesi gereken en önemli mekaniklerin bunlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü bunlar sadece Dark Souls oyununu değil, tüm Souls-Like oyunların sahip olduğu mekanikler. Bir Souls-Like oyununda bunlara dikkat etmeniz, her save’de oyunun dünyasının resetlendiğinin ve savaşırkenki stamina sınırınıza dikkat etmeniz hayati şeyler. Unutmayın ki souls-like oyunlarında ölüm oyunun bir parçası olsa da oldukça cezalandırıcıdır.

Dark Souls Neden Seviliyor?

Dark Souls serisi çok fazla kişi tarafından sevilen bir oyun. Diğer oyunların sunmadığı birçok mekanik ve oynanış stili, oyunun yeniden oynanabilirliği ve oyunda deneyebileceğiniz onca build size oyunu tekrar tekrar baştan oynatabilecek güce sahip. Oyundaki mekanlar ve sanat tasarımı ise size görsel şölen yaşatacak tipte. Canavarların çeşitliliği ve birbirine benzemeyen tarzları ve savaş mekanikleri, hepsinin sahip olduğu kendilerine has zorlukları size oldukça zor zamanlar yaşatacak türden.

Oyundaki saydığımız ve saymadığımız mekanikler de elbette oyuncuların zevk alması için bolca yeterlilik sunuyor. Ancak, bana bu oyunu en çok sevdiren şey harita tasarımı olabilir. Oyundaki harita tasarımından bahsedecek olursak, oyunumuzda yukarıdaki resimde de gördüğünüz gibi bütün map birbiriyle birleşik bir yapıda ve oyunda belirli bir miktar ilerledikten sonra geriye dönük açabildiğiniz kısa yollar, size hem oyunu kolaylaştırma imkanı hem de ilerlemenin vermiş olduğu o duyguyu bolca hissettirecek. Dark Souls’un size sunduğu çizgisel (linear) olmayan o haritanın verdiği özgürlük, oyunu hem zor kılan hem de güzel kılan belki de en önemli şeydir benim fikrimce. Eğer boss sırasına bakmadan oyunda ilerlemeye çalışırsanız, oyunun ortasındaki bir boss’a ya da bir canavara çok erkenden ulaşıp, gamepad’inize makul zararlar verebilirsiniz.

Ama şunu unutmamak lazım ki, oyun sırasına göre gittiğimizde de oldukça zor. Oyunda çizgisel olmayan özgür bir map tasarımı tabii ki de içerisinde gizli itemler, gizli npc’ler ve gizli kısayollar barındırıyor. Siz bunları keşfettikçe, oyundan aldığınız zevk de aynı oranda artacak ve bir an önce her şeyi keşfetmek isteyeceksiniz. Ve şunu da unutmayın ki, oyun sizi hem en tepeye, hem de en dipteki karanlık yerlere götürerek size bambaşka haritalar sunuyor.

Daha fazla içerik için tıkla!

Bizleri instagram üzerinden takip edebilirsiniz